21 Eylül 2011 Çarşamba

açıklama..


yeni bir işe başladım..
yeni bir iş yeni sorumluluklar..
6 şubeli otomotiv alanındaki firmanın tüm muhasebesel işlemleri..
stokları,carileri,raporları,kredileri,yedek parçası..aklınıza gelebilecek hepsi..
bilgisayarların şimdiye kadar sadece oyun oynamak için kullanıldığı bir firma üstelik..
yeniden program kurulması,geçmişin tek tek elden geçirilip bilgisayara işlenmesi,barkod sistemine geçilip 29.436(yirmidokuzbindörtyüzotuzaltı) adet stok kodunun programa eklenmesi,
stoktaki malların sayılıp barkodu olmayanlara barkod basılıp yapıştırılması..
bunlar devam ederken güncel işlerin devam etmesi ,gelen telefonlar,kesilmesi gereken faturalar,internet sitesinin güncellenmesinin takibi..
...
bu sadece işimin şuandaki yükü...tatil yapmadan haftanın yedi günü çalışıp bitirmeye çalışan bir bünye..
sisteme oturtulduğunda plazaya taşınma süreci başlayacak..
...
peki bütün bunların altından kalkmaya çalışırken benim psikolojim??
..
yediğim kazıklar,devam eden ve daha bitecek gibi gözükmeyen davamın yükü,evde süren sessiz savaş,ilerisinin belirsizliği,kafamdaki kararsızlıklar,ailevi sorunlar,daha önce hep 2 ay içerden giden bütçemi toparlamaya çalışmam..
..
bütün bunları düşünmeden iki dakika nefes aldım diye bana sitem eden arkadaşlarım var benim..
ben kimseyi düşündüğüyle yaptığıyla ve yapmadığıyla yargılamıyorken;öyle düşünmüş öyle yapmış,öyle olması gerekiyormuş öyle olmuş diyip insanların zaten sorunlu olan hayatlarına sorun katmamaya çalışırken bana niye bunu yapıyorsunuz??
''zoi mesaj çektim cevap vermedin ama bak facete karikatür paylaşmışsın işte!''diye yargılanabiliyorum mesela..
belki görmedim mesajını?belki telefonum çantamdaydı??
''zoi kızımın doğum gününe gelmedin,burdan bari kutla hala mı stok sayıyorsun''diye ima eden dostlarım var bide..
evet hala stok sayıyorum..belki 1 ay daha sayacağım üstelik..niye hatamı telafi etmeme fırsat vermeden yargılıyorsunuz??
pardon ..özür dilerim ..benim sorunlarım olamaz değil mi..benim işim yoğun olamaz..bir kahve içimlik bilgisayar başına geçip dinlenemem ben..telefon hep elimde olmalı mesela,sürekli özür dileme modunla olmalıyım mesela bu kadar çalıştığım için..
...
anlayanlar anlamayanlara anlatsınlar;zira halim yok..

12 Eylül 2011 Pazartesi

zoi durum raporu





*sancılı geçen 1.5 senenin sonunda istifa ettim ve tam bir yere başlamışken daha iyi bir teklifle ağustos ayını 3 farklı işte çalışarak noktalamış oldum:))

.

*maaşını 3 aya bir almaya alışmış bünyem maaşım gününden erken alınca bi şaşırdı bi afalladı tabi ama çabuk toparladım..

.

*bu aralar ne film izleyebiliyorum ne kitabıma yoğunluk verebiliyorum böyle bi avare bi sarsık oldum..

.

*hayatımdaki kararasızlıklar devam ediyorken ben yine minik bir evin hayallerine başladım..bir seçim yapmak zorunda kalabilirim blog benim için dua et..

.

*canım fena halde film izlemek ve fena halde kitap okumak istiyor ama eve geldiğim anda pilim bitmiş oluyor:)

.

*sabah erken kalkıp işe kadar uzunca bir yol yürüyorum ..insan ne kadar çok uyursa o kadar miskinleşip ağırlaşıyor anladım..

.

*aynı anda bir kaç yerde olup aynı anda bir kaç şey yapabilmek istiyorum -tamam tamam o teknoloji hiçbir yerde yok:)

.

*telefonumda minik bir tiyatro oyunu oynuyorum..sıkıldığımda bunaldığımda güldüğümde sahne benim oluyor..çok farklı..

.

*aşk herşeyi affeder mi ?dersin zamanla geçer mi blog?

28 Ağustos 2011 Pazar

babam..

pic

ailemizin garip hikayelerine yer vermiştim daha önce..
babam daha babannemin karnındayken istenmeyen bir bebek olmuş..mecburen doğduktan sonra da istanbul'a dayısına evlatlık verilmiş..dayısının göztepedeki bakkalında okula gitmeden önce gazete yüklenmiş sırtına sabahın 5inde..evlere ekmek ve süt servisi yapmış..
8 yaşına geldiğinde anne özlemi o kadar ağır basmış ki ''beni annemden ayırmışlar ''demiş ve kaçak yollarla köye dönüp annesinin karşısına dikilmiş..''özledim anne''''ben geldim ''demiş..ama durum sandığı gibi değilmiş..
annesi kolundan tuttuğu gibi istanbula giden komşularının kamyonuna bindirmiş onu..geri yollamış dayısına..sarılmadan..öpmeden..koklamadan..
sonra seneler geçmiş..olaylar olmuş..günler ,mevsimler değişmiş..
annesi ölmüş bir gün..
abisini zaten trafik kazasında kaybetmiş ,babasını şeker hastalığıyla toprağa vermiş..
bir tek ablası kalmış babamın..
koskoca dünyada bu yaşına gelene kadar hep umutla sevecekleri günü beklediği ailesinden sadece ablası..
bir de onu büyüten büyük dayısı..
ve bugün ..
büyük dayısı felç geçirmiş..
çook uzaklardan bir akraba arayıp haber vermiş babama..
çoook uzaklardan bir akraba..
ve telefon açmış ablasına..
abla beni ne zaman seveceksiniz..beni ne zaman aileden göreceksiniz..o senin dayınsa benim babamdı..beni büyütendi..sevgisini verendi..felç geçirdiğini niye senden öğrenemiyorum..niye kardeşimi arayayım demiyorsun .demiş..
babam hala bir cevap beklerken ailesinden kalan son sevgi umudundan,aldığı cevap ''seninle mi uğraşacağız!''olmuş..
ah be babam..
hep arkamızda olan ,herşeyin üstesinden gelen babam..
çocukluğu elinden alındığı için hala 8 yaşındaki gibi ailesinin karşısına geçip bakın ben geldim diyen babam..
geri gönderiyorlar her seferinde seni ..
gitme artık olur mu..
sizden beni ayırdılar bakın ben geldim deme artık..
kimse ayırmadı onlardan seni..
onlar seçti bu seçimi..




21 Ağustos 2011 Pazar

ayşe tunalı



tam 5 yaşındaydım..

küçük basma donumu giymiş anlamsızca bahçede civcivlere bakıyor,dayımın gelip bir göbek atmam karşılığı bir salkım üzüm koparmasını bekliyordum..
annem giyinmiş ,düğün fotoğraflarındaki gibi mavi farını kaşlarına kadar sürmüş ,yanakları yine ruj pembesi olmuştu..kadınları anlayamıyordum..teyzem,annem ,fatma abla sürekli mavi far sürüp yanaklarına rujlarından sürüyorlardı..
annem yavaşça yanıma yaklaşıp ramadan agaya gidip aydede püsküütü almak isteyip istemediğimi sordu..
hiç istemez miydim..elini tutup ramadan agaya kadar götürüp parayı verdi..bekliyorum burdaben hadi dedi..
içeri girdim..
ne zaman o dükkana girsem tezgah üstünde kiloyla satılan bisküvilerle kenarda duran tütün kolonya doldurucusundan süzülen kokuların karışımı gelirdi burnuma..
ramadan aga severdi beni..yabaniliğim bir ona sökmezdi..
boyum tezgaha ermediğinden sadece parayı uzattım ona..bilirdi ne istediğimi..üstü şekerli eti aydede bisküvisi..
elim dolu şekilde dükkandan çıktığımda annemin minübüse bindiğini gördüm..
işte o an hayat durdu..
bisküvileri yere atıp aaaannneeeeee diye ciyaklayıp minübüsün arkasından koştum viraja kadar ..iyice gözden kaybolurken kara lastik pabuçlarımın biri ayağımdan havalanıp yana düştü ve tabi ben de dizlerimin üstüne..
mavi çiçekli basma pijamam yırtılmıştı..bir süre orada kaldıktan sonra uçan kara lastiğimi ve ağlayarak yere attığım aydede bisküvimi aldım..
ramadan aganın dükkanın önünde sessizce geçip ananemin evinin kapısını açtım..civcivlerin yüzüne bile bakmadan içeri geçtim ve usulca televizyonun karşısına geçtim..
annem gitmişti...
annem beni kandırıp gitmişti..
anneannem durumu bildiğinden hiç ses çıkarmadan yatmamı seyretti..
o zamanlar tek izlediğimiz trt 1 olduğundan televizyonda şarkıcıları seyrediyordu..
kim bu kadın anane dedim..
ayşe tunalı kızım dedi..
daha da çok ağladım ..
bir insan sırf annesinin ismini taşıyor diye kadına bakıp bakıp ağlar mı?
ağlar..
şimdi bu şarkıya her rastladığımda annemin kaşına kadar sürdüğü mavi farları,ramadan aganın bisküvi tütün kokan dükkanını,kara lastiğimin ayağımdan fırlamasını ve hayatta ilk kazığın annem tarafından atılmasını hatırlıyorum :))



-hayır bu bir küçük emrah filmi değil tabii ki:)annem beni terketmedi :)sadece fatura yatırmaya şehre indi :)yine de beklediğinden çok daha kötü bir gidişti..hala kendisine aydede büskivisinin bile annenin yerini tutamayacağını söylerim..-






18 Ağustos 2011 Perşembe

kısa.


ramazan ilk başladığında bloglar arası gezinip yeni bloglara merhaba derken bir fotoğraf beni benden aldı:)
moda bloğu adı altında yazanlara bir diyeceğim yok ..sürekli kendi giydiklerini eteğim şurdan şu kadar babetim burdan bu kadar donum ananemin hediyesi kisvesinde yazanları direkt atlıyorum..ama hayırlı ramazanlar başlığının altındaki resmi görünce bir müddet ekrana bakıp vicdanımın muhasebesini yaptım..
kimsenin inancına kimsenin yazısına bişey dediğim yok zaten ben kendikimi yaptım o an:))
başlık hayırlı ramazanlar..
altta mini etekli pespembe ruju ve evin içinde taktığı güneş gözlüğüyle hanım kızımızın kocaman bir resmi ve altında tek satır: ramazaanıınız hayırlı olsuuunnn..
eminim kulağımın dibinde olsa bu cümleyi ağzında sakız varmışçasına söyleyecekti:)
hayırlı olsuaauuaauunn tarzında:)
...
neyse efendim bir de tarihe not düşmek istiyorum ki:
sen dağda taş üstünde yatmak için çadırını arabana koyarken elinde yapağı yün döşekle çıkıp arabana koca döşeği sıkıştıran kişiye anne denir..
yadırgamayın sevin kendisini:))




9 Ağustos 2011 Salı

v for vendetta



” Bu maskenin altında bir yüz var, ancak benim değil.
Ne altındaki kaslardan daha ‘ben’dir o yüz…
Ne de altındaki kemiklerden.
Bu maskenin altında etten daha fazlası var.
Bu maskenin altında bir fikir var!
Ve fikirler kurşun geçirmez. ”


uzun zamandır izlediğim en iyi film. bana nedense ülkemin halini anımsattı..izleyin !!*



4 Ağustos 2011 Perşembe

soru.n

İŞ

beni okuyan herkese bir sorum var..yukarıda gördüğünüz şema benim iş olayım:)burası maaşlar konusunda yine sözünü tutmayıp işçiye ağır bir kazık attığı gün başka bir yerden teklif aldım..
diğer yer iş olarak sakin acaba sıkılır mıyım olayı var..bir taraftan da iş yoğunluğunun stresini çekmeye bu fani dünyada ne gerek var diyorum..
siz söyleyin ne yapardınız?